« Önceki |


18/7/2009

Yaprak Kertenkele-Yaprak Gibi Kertenkele Yaprağa Benzeyen Kerten

Bilim adamları, yere bir yaprak gibi ağır ağır düşebilen çok hafif bir kertenkele türü keşfetti

Belçika'nın Anvers Üniversitesi'nden araştırmacılar, neon mavisi kuyruklu ağaç kertenkelesi 'Holaspis guentheri'nin ağır çekim görüntülerini izlediklerinde, hayvanın yüksekten atladığında düşüş hızını yavaşlattığını ve yere bir yaprak gibi yumuşak bir şekilde indiğini gördüler.

DÜŞÜŞ HIZINI YAVAŞLATABİLMEKTE
Vücudu havada uçmaya, süzülmeye veya hareket edebilmeye uyumlu görünen bu kertenkelenin düşüş hızını yavaşlatabilmekteki şaşırtıcı yeteneğinin, bazı hayvanların havada nasıl gerçekten süzülebilecek hale dönüştüğünü açıklamaya yardımcı olması bekleniyor.

Kertenkelenin bu yeteneğiyle ilgili ayrıntılar, Journal of Experimental Biology dergisinde yayımlandı

17/7/2009

Bursa Nilüfer Koşusunu Kim Kazandı? Bursa Nilüfer Koşusu Kazanan

Bursa'da Nilüfer Belediye Başkanlığı Kupası Koşusu'nu 'Pluton' isimli safkan kazandı.

Türkiye Jokey Kulübü'nün Nilüfer Belediyesi adına düzenlediği yarış Osmangazi Hipodromu'nda koşuldu. Dört yaş ve üzeri Safkan İngiliz taylarına mahsus koşuya 11 tay katıldı. Birincilik ikramiyesi 77 bin TL olan, kum pistteki bin 800 metrelik koşuyu Mehmet Dervişoğlu'nun sahibi olduğu Pluton isimli safkan jokey Erkan Çakıroğlu ile 2.12.15'lik derece yaparak kazanmayı başardı. Koşuda ikinciliği Kemal Kurt'un sahibi olduğu Run For Osman isimli tay olurken, üçüncülüğü de Kazım Kastar'ın sahibi olduğu Araga isimli tay kazandı. Yarış sonunda 'Nilüfer Belediye Başkanlığı Kupası Koşusu'nu kazanan 'Pluton' isimli atın yetiştiricisi Bahaddin Dağ'a kupasını veren Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, oldukça çekişmeli geçen yarıştan büyük keyif aldığını belirtti.

Öte yandan Osmangazi Hipodromu'nda at yarışlarını izleyen Türk Sineması'nın ünlü sanatçısı Nuri Alço da Başkan Mustafa Bozbey'le uzun süre sohbet etti. Nilüfer Belediyesi'nin gerçekleştirdiği kültür sanat etkinliklerini yakından takip ettiğini söyleyen usta sanatçı Nuri Alço, Türk Sineması için hazırladığı yeni projelerini Başkan Mustafa Bozbey'e anlattı.

14/7/2009

Gay Penguen Resimleri-Eşcinsel Penguenler Ayrıldı! Gay Eşcinsel

ABD’nin San Francisco Hayvanat Bahçesi’nin altı yıldır birlikte olan eşcinsel penguenleri, parktaki bir dişi penguen yüzünden ayrıldı.



Dişi penguen yokluğunda Harry ve Pepper isimli erkek penguenler, birbirlerine tutkuyla bağlanmıştı. Eşinin ölümüyle yalnız kalan Linda adlı dişi penguen, Harry ile flört etmeye başladı. Harry’nin de Linda’ya ilgi göstermesi üzerine bu kez Pepper tek başına kaldı.

8/7/2009

Benimle Çiftleşirmisin Yarışması Kanal T-Benimle çiftleşirmisin

Kanal televizyon’dan yarışmaların Kralı: ‘BENİMLE ÇİFTLEŞİR MİSİN?’ · Yarışma programlarında son nokta : ‘’ BENİMLE ÇİFTLEŞİR MİSİN?’’ · En dobra yarışma programı: ‘BENİMLE ÇİFTLEŞİR MİSİN?’ · BU YARIŞMADA HER ŞEY ORTADA, HER ŞEY SANSÜRSÜZ! Nurseli İdiz’le ‘Gecelik Haberler’, televizyon dünyasına bomba gibi düştü.

Gülgün Feyman’la ‘Baba Haberler’, habercilikte bir ilke imza attı.

‘Tövbekar’ ile bütün dünya Kanal televizyon ’u konuştu… Şimdi, dünya televizyonlarında yine bir ilki daha gerçekleştiriyoruz… Kanal televizyon Medya Grup Başkanı Seyhan Soylu’nun bu yeni projesi, bütün dünyadaki Televizyon tabularını yıkarak aylarca tartışılacak.

Dünyada ilk kez uygulanılacak olan bu program formatıyla, ‘Benimle Çiftleşir misin?’ ‘’ Hayvani- İzdivaç ‘’ yarışma programlarında bir devri kapatıp yeni bir devir başlatacak.

10 Birbirinden çapkın ve yağız erkek, 10 dünya güzeli ve birbirinden cilveli dişi… Bir çiftlik evi ve 16 Kamera… Bu defa her şey ortada! Bu defa gizli - saklı yok… Kah banyoda, kah lavaboda, kah yatak odasında… 20 yarışmacı bu kameralarla en mahrem anlarını sizlerle paylaşacaklar… Her şey, gözlerinizin önünde canlı , canlı olacak ve bitecek.

Bu yarışmayı izlerken, zaman , zaman kızacak, zaman , zaman hüzünleneceksiniz.

Bazen sinirlenecek, bazen de güleceksiniz… Onlar ruh ikizlerini sizinle beraber arayacak… Onlar aradıkları aşkı bu programda bulacak… Onlar sevecek, vuslata erecek ve ayrılmayacak… Ve onların kavuşma anlarında göz yaşlarınızı tutamayacak belki de hıçkırıklara boğulacaksınız.

Belki siz de bu programda olmak için yanıp tutuşacaksınız… 10 Birbirinden yakışıklı ve çekici erkek, 10 seksi ve öldüren cazibeli dişi, hayvani duygularıyla doğru eşini bulacak. Çiftini bulan hayvanlar ‘’ Hayvani- İzdivaç ‘’ ile hem eğlenip hem evleniyorlar.

Sunuculuğunu Türkiye’nin en ateşli hayvan hakları savunucusu Panter Emel’in (Emel Yıldız) yapacağı ‘Benimle Çiftleşir misin?’ yarışmasında eşleşen hayvan çiftlere Büyük Ödül olarak 1 yıllık Veteriner hizmeti, 1 yıllık mama ve kuaför ödülü verilecek.

Yarışmaya dışarıdan katılımcı hayvan severlere ise ödül olarak çiftleşmeden doğan yavruları hediye ediyoruz.

Hazır olun ve koltuklarınızda geriye yaslanın.

‘Benimle Çiftleşir misin?’ Kanal televizyon ekranlarında çok yakında başlıyor… Kanal T t-elevizyonu Genel Yayın Müdürü Turgut MORALI Dünya’nın gözü bizim, bizim gözümüz sizin üzerinizde…

7/7/2009

İpek - İpek Böceği Ve İpeğin Elde Edilmesi.. İpek böceği nasıl İ

Günümüzde de çok kıymetli bir dokuma maddesi olan ipeğin ilginç bir tarihçesi vardır.
İpekböceğinin anavatanı Çin'dir. Rivayete göre M.Ö. 2600 lerde hüküm süren Çin İmparatoru Hoang-Ti zamanında saray bahçesinde bir tırtılın dut yaprağı yediği ve sonra koza ördüğü dikkat çekmiştir. Bu durum üzerine imparator, bu kurdun hayatının incelenmesini emretmiş ve bu görevi eşi Kraliçe She-Ling-She'ye vermiştir. Kraliçe uzun zaman yaptığı tetkikler neticesinde bu kozadan ipek çekilebileceğini ve bunun da dokumacılıkta kullanılabileceğini tesbit etmiştir. Bu nedenle ipekçilik tarihinde She-Ling-She bir ipek ilâhesi olarak bilinmektedir.

Çin'de saygın bir uğraş olarak, yüzyıllar boyunca büyük bir gizlilik içinde yürütülen ipekböcekçiliği, ülkeye ün kazandırmış ve büyük bir gelir kapısı aralamıştır. Çin, bu değerli hazineyi kaybetmemek için yüzyılllar boyunca bir takım katı kurallar uygulamıştır. Öyle ki; bu sanatın ülke dışına çıkmasına göz yuman ya da yardım edenler bir dönem ölümle cezalandırılmıştır.Ancak M.S. 149 yılında Türkistan'da bulunan Hotan Eyaleti Hakanı'nın bir Çin prensesi ile evlenmesi, ipekçiliğin Çin sınırları dışına taşmasına sebep olmuştur. Çin'de bir asalet nişanesi olarak bilinen ipeğin, Hotan'da bulunmaması nedeniyle prensese önceki ihtişamını devam ettiremeyeceği söylenir. Buna üzülen prenses ülkesine gittiğinde saçlarının arasına ipek tohumlarını saklayarak Hotan'a geçirir. Böylece ipek, ilk defe Çin sınırları dışına çıkar.

M.S. 300 dolaylarında önce Japonya'da, daha sonra da Hindistan'da ipekböceği yetiştirilmeye başlanır.
Bu sanat zaman içinde Asya'yı boydan boya aşıp Anadolu üzerinden Avrupa'ya uzanan, en önemli kervan yoluna “İpekyolu” adını vermiştir.
İpeğin Anadolu'ya gelişi Bizans İmparatoru Justinien (527-565) le gerçekleşir. Bu dönemde Hint ve İranlı tüccarlar tarafından Batı'ya doğru yol alan ipek sayesinde Constantinopolis'te ileri düzeyde ipek dokumacılığı görülür. Bizanslılar'ın en güzel ipekleri burada dokunmaktadır. Ne var ki, bir zaman sonra , siyasî ve iktisadî sebeplerden dolayı kervanlarla Bizanslılar arasında çıkan bir anlaşmazlık neticesinde ipek artık Constantinopolis'e uğramaz olur. Bu sırada Justinien, ipeğin gerçek kimliğini araştırmak üzere iki rahibi, din kisvesi altında Çin'e gönderir. İranlı ve Aynarozlu bu iki rahip, Constantinopolis'e kamış bastonlarının içine sakladıkları ipekböceği tohumları ile döneceklerdir. Böylelikle ipekböcekçiliği, Asya'dan Avrupa'ya intikal eder. İpekböcekçiliğinin Batı'ya doğru yayılmasında Araplar'ın istilâ hareketleriyle Venedikliler ile Cenovalılar'ın bu alandaki ticarî faaliyetlerinin büyük rolü olmuştur.

İpeğin elde edilişi:
İpekböceği ( bombyx mori ), tırtılından ipek elde edilen kelebeklere verilen genel addır. İpekböceği dut yaprağıyla beslenir. İpekböceğinin erişkini tombul gövdeli ve soluk boz renklidir. Kanat açıklığı 4-5 cm. civarındadır.İki ya da üç günlük ömrü boyunca uçmaz ve beslenmez. Ama bu süre erkek ve dişişlerin üreyip yeni bir kuşak oluşturmasına yeter.
Her dişinin bıraktığı 300-500 dolayında yumurta bir sonraki yılın bahar aylarına kadar serin bir yerde bekletildikten sonra tek ya da çok katlı sekilere yayılır. Tohumlar küçük tülbentler içinde delikli mukavva kutulara konur. Her birinde 25 gram tohum bulunan bu kutulara “paket” adı verilir. Bir pakette ortalama 30.000 tohum bulunur.
Baharda beyaz dut ağaçlarında ilk yapraklar görünmeye başladığında tohumlar tahtadan kerevetlere serilir. 19 günlük kuluçka devresi sonunda yumurtalardan tırtıllar çıkar. Bu küçük kurtçukların herbirinin boyu 3 mm. kadardır. Tırtılların en iştahlı olduğu bu dönemde üzerlerine günde üç öğün ince kıyılmış dut yaprağı serpilir. Bu devre içinde tırtıllar her gün kendi ağırlıkları kadar yaprak yerler ve büyümeleri de yemeleri gibi hızlı olur. İpekböceği tırtılları o kadar çabuk büyür ki, büyüme süresi içinde dört defa deri değiştirmek zorunda kalır.Buna halk arasında “gömlek değiştirme” denir. Her deri değişiminden sonra daha da irileşen tırtılın rengi giderek açılır. Dördüncü deri değişiminden sonra boyu yaklaşık 8 cm.ye ulaşan tırtıl, en obur dönemini yaşayacak; ipek salgılamaya başladığı andan itibaren iştahı kesilecektir. Koza örebilecek olgunluğa erişen tırtıl kehribar sarısı renk almıştır.Günün birinde başını havaya kaldırıp ileri geri sallayarak kozasını yapmaya elverişli bir dal parçası aramaya başlar. Bu durum askı zamanının geldiğini gösterir. Bu sırada kerevetlere, sapı aşağı, dalcıkları yukarı gelecek şekilde meşe, katırtırnağı,funda dalları yerleştirilir. Bu dalların kuru olması gerekir. İpekböceği bunların üzerine tırmanır; kendini askıya alarak koza örmeye başlar; kendisi koza içinde kalır. Böcekler, yaklaşık bir hafta süresince, dalların üzeri bembeyaz olacak şekilde, kozalarını büyük bir çaba ve titizlikle örerler.
İpekböceğinin vücudundaki bir çift bezin salgıladığı zamk gibi yapışkan bir sıvı, hayvanın alt dudağındaki meme denilen çok küçük deliklerden iplik halinde dışarı çıkar; havayla temasında donar. İşte “ipek” budur.
Böcek önce kozasının dış kısmını yapar, daha sonra kendi vücudunun etrafını sarmaya koyulur. Sarma işi ilerledikçe hayvan küçülür, küçülür, sonunda kozanın içinde görünmez olur.

Kozanın dışındaki iplikler gevşek ve dolaşık, içindeki iplikler düzgündür. Oluşan kozaların küçük bir bölümü kelebeklerin çıkıp yumurta vermesi için bekletilir. Diğerlerinde ipekböceği kozayı delerek çıktığında ipeğe zarar vereceğinden “boğma” denen bir işlemle koza içinde öldürülür. Kozaları boğmak için, içinde su kaynamakta olan büyük bir kazana bir saçayak yerleştirilir.Bunun üzerine, içinde çekimi yapılacak kozaların bulunduğu kalbur oturtulur. Daha sonra kazanın ağzı iyice kapatılır. Böylelikle kozalar içindeki tırtılların (krizalitler) yaklaşık 80 derece buharda ölmesi sağlanmış olur. Bu işlemden sonra ipek ipliğinin liflerini yapıştıran ipek zamkının (serisin) yumuşatılması gerekir. Yumuşatma için kozalar, 70-80 derecede kaynayan suyun içine atılırlar. İplik çekmeye elverişsiz olan dıştaki ipek elendikten sonra içteki iplikler çıkrıklarla çekilerek çile haline getirilir.
İpekböceğinin topu topu iki ay süren kısacık ömründe bize bıraktığı tek bir kozadan yaklaşık 1000 metre uzunluğunda ipek teli elde edilmiş olacaktır.
20.000 ipekböceğinin iki aylık ömürleri süresince tüketecekleri 600 kilo dut yaprağı yaklaşık 40 ağaçtan elde edilecektir.

Ahmet KOÇAK